“Sıfır paketli gıda” şu demek: yemek dışarıdan gelmiyor, kurum içi mutfağımızda günün üç öğünü o gün pişiyor ve ara öğünler dahil hiçbir aşamada hazır ürün kullanılmıyor. Yoğurdu bile kendimiz mayalıyoruz. Bunun sebebi damak alışkanlığının tam bu yıllarda kurulması.
Mutfak binanın içinde
Bambu’da yemek dışarıdan gelmiyor. Kurum içi mutfağımız var ve günün üç öğünü burada, o gün pişiyor. Bu, menüyü çocuğa göre ayarlayabilmek anlamına geliyor: bir çocuk o gün iştahsızsa, bir grup bir yemeği sevmediyse, mutfak bunu aynı gün öğreniyor. İştahsız ya da seçici yiyen bir çocuk için bunun ne anlama geldiğini ayrı bir yazıda anlattık: küçük porsiyon, aynı menü, tekrar.
Yoğurdu kendimiz mayalıyoruz. Küçük bir ayrıntı gibi görünüyor ama bir kurumun mutfağa ne kadar yakın durduğunu en iyi anlatan şey bu.
Beslenme düzenimiz dört başlıkta: kurum içi mutfak, diyet hassasiyeti, ev yoğurdu ve sıfır paketli gıda.
Paketli gıda neden yok?
Paketli ürün, kalabalık bir mutfakta işi kolaylaştırır. Ama okul öncesi dönemde çocuğun damak alışkanlığı da tam bu yıllarda kuruluyor. Hazır bir atıştırmalığa alışan çocuk, evde de aynısını istiyor. Biz bu döngüyü baştan kurmamayı tercih ettik.
Karar pratikte şu anlama geliyor: ikindi öğününde paket bir kek yerine mutfakta yapılan bir tatlı, meyve ya da yoğurt oluyor.
Diyet hassasiyeti olan çocuklar
Alerji ya da özel beslenme ihtiyacı olan çocuklar için ayrı menü hazırlıyoruz. Kayıt görüşmesinde bunu ayrıntılı konuşuyoruz; mutfak, çocuğun adına göre planlama yapıyor. Kurum içi mutfağın en büyük avantajı da bu: değişikliği aynı gün uygulayabiliyoruz.
Kahvaltı, öğle ve ikindi; hepsi kurum içi mutfakta.
Hiçbir şekilde paketli gıda kullanılmıyor.
Gelip görmek en iyisi
Bir kreşin mutfağını anlatmak yerine göstermek daha doğru. Anne-baba katılımlı tanışma etkinliğimizde mutfağı da geziyoruz; “1 Gün Bizimle Ol” deneyim gününde ise çocuğunuz üç öğünü burada yiyor. İkisi için de tek bir arama yeterli.




