“Çocuğum yemek yemiyor.” Bu cümleyi kayıt görüşmesinde de gün sonunda kapıda da duyuyoruz; hemen ardından ikincisi geliyor: “Kreşte aç kalır mı?” İkisinin de cevabı beklenenden daha rahatlatıcı. Bu yazıda 1 – 3 yaşta iştahın neden düştüğünü, seçici yiyen çocuğun kreşte neden daha iyi yediğini ve evde neyi bırakmanız gerektiğini anlatıyoruz.
1 – 3 yaşta iştah neden düşer? Büyüme hızı, kontrol ihtiyacı ve yeni tada temkin
İlk yılda bebek hızla büyüyor ve ona göre yiyor. Bir yaşından sonra büyüme hızı yavaşlıyor; çocuğun kilosuna oranla eskisi kadar çok yemesi gerekmiyor. Veli ise bir yıl önceki tabağı hatırlıyor, bugünkünü “yemiyor” diye okuyor.
İkinci sebep kontrol. 2 yaş, “ben yaparım” döneminin başladığı yaş; “iki yaşına girdi, yemek yemiyor” şikâyetinin arkasında çoğu zaman bu var. Neyi giyeceğine, ağzına ne gireceğine kendisi karar vermek istiyor; yemek masası bu kararı verebildiği ender yerlerden biri ve “hayır” demek onun için bir güç denemesi.
Üçüncü sebep yeni tada karşı temkin. Bu yaşta çocukların çoğu tanımadığı yiyeceği ilk gördüğünde reddediyor; inat değil, tanıdık olana tutunma eğilimi. Kabul için yiyeceği birçok kez görmesi, koklaması, eline alması gerekiyor; bir kez reddedilen sebze “sevmiyor” anlamına gelmiyor.
Bunların hepsi bu yaşın olağan seyri. Kilo alımı durmuşsa, geriye gidiyorsa ya da endişeniz sürüyorsa beklemeyin; çocuk doktorunuzla konuşun.
“Çocuğum yemek yemiyor” aslında ne demek: az mı yiyor, seçiyor mu, öğün mü kaçırıyor?
“Çocuğum yemek yemiyor” cümlesinin arkasında genellikle üç durumdan biri var; çözümleri de farklı.
- Az yiyor. Tabağın yarısı kalıyor ama çocuk her öğünde masaya oturuyor, her türden bir şeyler yiyor. Sorun çoğu zaman tabakta değil bakışta: çocuğun gerçek porsiyonu yetişkin gözüne küçük görünüyor; yapılacak şey tabağa daha az koymak.
- Seçiyor. Birkaç yiyeceği yiyor, gerisini reddediyor. Makarna, yoğurt, ekmek var; sebze ve et yok. Mesele miktar değil çeşitlilik; çare, yeni yiyeceği tanıdık bir şeyin yanında yorumsuz tekrar sunmak.
- Öğün kaçırıyor. Masaya oturmuyor, oturunca kalkıyor, gün içinde küçük atıştırmalarla idare ediyor. Mesele yemekten çok düzen; ilk adım sabit öğün saati ve atıştırmayı kesmek.
Hangisi olduğunu bir hafta not tutarak görebilirsiniz. Kayıt görüşmesinde “yemiyor” yerine “şunu yiyor, öğle yemeğini atlıyor” diyebilen veliyle çok daha hızlı yol alıyoruz.
Seçici yiyen çocuk kreşte neden daha iyi yer? Akran, rutin ve baskısız masa
Kreş menüsünü okuma rehberinde bu soruya kısaca değinmiştik; burada tamamı. “Kreşte yemek yemeyen çocuk” endişesiyle gelen velinin çocuğu, Serdivan’daki sınıflarımızda çoğu zaman yiyor; sihir değil, dört somut sebebi var.
Akran etkisi. Bu yaşta çocuk taklitle öğreniyor. Yanındaki arkadaşı kaşığını sebzeye batırınca çocuk kendi kaşığını da aynı tabağa uzatıyor; evde aylardır “hayır” dediği sebzeye. Kimse ona “ye” demiyor; herkesin yaptığını yapıyor.
Sabit öğün rutini. Tam gün programında kahvaltı, öğle ve ikindi günün aynı saatlerinde geliyor. Çocuk öğle yemeğine acıkmış oturuyor; iştah bu düzenin sonucu.
Baskısız masa. Sınıfta yemeğin üzerine konuşulmuyor; masa kuruluyor, yemek yeniyor, masa kalkıyor. Yemeyen çocuğun peşinden kaşıkla koşan kimse yok. Evdeki “bir kaşık daha” gerilimi ortadan kalkınca çocuğun direnecek bir şeyi kalmıyor.
Kendi kaşığı. 2 – 3 yaş grubunda çocuk kaşığını kendi tutuyor. Dökülüyor, yavaş gidiyor; olsun. Kontrol ihtiyacı burada işe yarıyor: kaşığı kendisi tutan çocuğun “hayır” demesine gerek kalmıyor.
Evde yemeyen çocuk kurumda yiyorsa değişen çocuk değil, masadır.
Evde yapılmaması gerekenler: zorlama, ödül, ekran karşısında yemek, öğün arası atıştırma
“Çocuğum yemek yemiyor” diyen velilerle konuştuğumuzda çoğu zaman şunu görüyoruz: işi uzatan şey çocuğun iştahsızlığı değil, iştahsızlığa verilen tepki. Dört alışkanlık geri tepiyor.
Zorlamak. Ağzına kaşık götürmek, “bitirmeden kalkmak yok” demek, uçak oyunuyla oyalamak. Birkaç kaşık kazandırıyor ama masayı mücadele alanına çeviriyor. Zorlanan çocuk yemeği değil, zorlanmayı hatırlıyor.
Ödül ve ceza. “Sebzeyi yersen çikolata var” cümlesi çocuğa iki şey öğretiyor: sebze katlanılacak bir şey, çikolata ise kıymetli. Ceza da aynı yere çıkıyor. Tuvalet eğitiminde ödül ve ceza kullanmama ilkemizi masada da uyguluyoruz; ikisinde de öğrenme baskıyla değil tekrarla geliyor.
Ekran karşısında yemek. Tablet açıkken çocuk daha çok yiyor gibi görünüyor ama ne yediğini fark etmiyor. Tokluk sinyalini kaçırabiliyor, tadı tanımıyor ve bir süre sonra genellikle ekransız masayı reddediyor. Okul öncesinde ekran süresi hakkında yazdıklarımız masada da geçerli.
Öğün arası atıştırma. “Öğlen yemedi, aç kalmasın” diye öğleden sonra bisküvi, meyve suyu, ekmek. Çocuk akşam yemeğine tok oturuyor, öğün yine yenmiyor, döngü sürüyor. Kilosu düzenli artan sağlıklı bir çocuk, az yediği öğünden sonrakine kadar genellikle bekleyebilir.
Yeni bir yiyecek kaç kez sunulmalı? Küçük porsiyon ve tekrar
Bu sorunun cevabı bir sayı değil, bir yöntem. Yeni bir yiyeceğin tabağa girmesi, çocuğun onu yediği anlamına gelmiyor: önce bakıyor, sonra dokunuyor, bir gün ısırıyor, belki tükürüyor. Bu adımların birçok kez tekrarlanması gerekiyor.
Yöntemin üç kuralı var:
- Küçük porsiyon. Tabağa bir kaşık koyun. Dolu tabak çocuğu daha başlamadan yoruyor; bir kaşık ise bitirilebilir görünüyor. Bitirirse ikincisini kendisi ister.
- Tanıdıkla birlikte. Yeni yiyeceği çocuğun sevdiği bir şeyin yanına koyun. Tabakta tek başına duran yabancı bir yiyecek, yanında pilav olduğunda daha az reddediliyor.
- Yorumsuz tekrar. Yemediğinde konuşmayın, yediğinde alkış tutmayın. Birkaç gün sonra aynı yiyeceği yine koyun. Tekrar, sessiz olunca işe yarıyor.
Bizde masa nasıl kuruluyor: kurum içi mutfak, aynı menü, küçük porsiyon, ev yoğurdu
Serdivan Arabacıalanı’ndaki kreşimizin mutfağı binanın içinde; günün üç öğünü burada, o gün pişiyor. Bunun seçici yiyen çocuk için pratik karşılığı şu: sıfır paketli gıda ilkemizle çocuğun tanıdığı şey bisküvi değil, gerçek yemeğin tadı ve dokusu.
Herkese aynı menü. O gün masada herkesin önünde aynı yemek var. “Bu çocuk sebze yemez, ona makarna verelim” diye ayrı bir tabak çıkmıyor. Ayrı tabak, çocuğa reddetmenin işe yaradığını öğretiyor; aynı tabak ise ona arkadaşının yediğini gösteriyor.
Küçük porsiyon, tekrar sunum. Tabağa az koyuyoruz, isteyen ikincisini alıyor. Yemeyen çocuk zorlanmıyor; arkadaşlarıyla masada oturuyor ve aynı yemek başka bir gün yine önüne geliyor. Her çocuk her şeyi yemiyor; ama evde “asla yemez” denen çocuğun sınıfta denediğini sık görüyoruz.
Ev yoğurdu. Kendi mayaladığımız yoğurt, çoğu çocuğun kolay kabul ettiği tatlardan biri oluyor; tanıdık ve sade. Yeni bir yemeğin yanında köprü işi görüyor; tabağında tanıdık bir şey olan çocuk yabancı olanı da bir kaşık deniyor.
“Yemiyor” ile “yiyemiyor” farkı. Yiyemeyen çocuk — alerjisi ya da özel beslenme ihtiyacı olan — ayrı bir konu; orada tekrar sunum yok. Mutfak bu çocuklar için ayrı menü hazırlıyor; bilgiyi kayıt görüşmesinde alıp mutfakla ve sınıf öğreticisiyle paylaşıyoruz. Beslenme programımızın ayrıntısını ayrı bir sayfada yazdık.
Gün sonunda ne yediğini söylüyoruz. “İyi yedi” demiyoruz; “çorbayı bitirdi, sebzeyi bir kaşık denedi, yoğurt istedi” diyoruz. Bir gün boyunca hiç yemediyse bunu aynı gün duyuyorsunuz. Gün sonu konuşmasından somut bilgi almayı veli-öğretmen iletişimi yazısında anlattık.
Evde devam: kreşteki masa düzenini eve taşımanın üç yolu
Kreşte yemek alışkanlığı oturan çocuğun evde de yemesi için evdeki masa kurumdakine benzemeli; yukarıdaki dört alışkanlığı bıraktıysanız üç şey daha yeterli.
Sınıfta denediğini evde de pişirin. Gün sonunda hangi yemeği denediğini sorun; o hafta aynı yemek sizin masanızda da olsun. Tanıdığı tabağı gören çocuk sınıftaki denemeyi eve taşıyor; kurumda yediğini hatırlatmayın, tabağa koyup gerisini bırakın.
Birlikte oturun. Çocuğun tabağını önüne koyup mutfağa dönmeyin. Siz de aynı yemeği yiyin; sizin tabağınızdaki sebze onunkinden daha ikna edici.
Gelmediği günlerde de aynı saat. Pazar ve tatillerde öğünleri yine sınıftaki saatlerde tutun. İki günde kayan düzen ilk sabah sınıfa yansıyor.
Serdivan’dan ve Sakarya’nın diğer ilçelerinden gelen velilerin bir kısmı ilk görüşmeye bu cümleyle geliyor: “Çocuğum yemek yemiyor, kreşte ne olacak?” En dürüst cevap, gelip görmeniz. “1 Gün Bizimle Ol” deneme gününde çocuğunuz arkadaşlarıyla aynı masada oturuyor; gün sonunda ne yediğini birlikte konuşuyoruz. Randevu için aramanız yeterli.




